ŞIRNEX - Abdullah Öcalan'ın avukatlarından DEM Partili Newroz Uysal Aslan, "umut hakkı"nın siyasi pazarlık konusu yapılmaması gerektiğini belirterek, düzenleme yapması gereken makamın Adalet Bakanlığı olduğunu vurguladı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3 Şubat'ta gerçekleştirilen haftalık grup toplantısında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için "umut hakkı" çağrısında bulundu. Bahçeli, "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet'ler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" açıklaması yaptı.
"Umut hakkı", ömür boyu hapis cezası verilen ve koşullu salıverme imkanından yararlanamayan tutukluların durumuyla ilgili bir düzenleme. Abdullah Öcalan'ın yanı sıra binlerce tutsağı yakından ilgilendiriyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), "Öcalan-2" kararıyla Türkiye’yi "umut hakkı" konusunda 2014 yılında mahkum etti. Ancak aradan 12 yıl geçmesine rağmen konuya dair herhangi bir düzenleme yapılmadı.
Abdullah Öcalan, "umut hakkı" yerine "umut ilkesi" kavramını kullanıyor ve bu konunun binlerce tutsağı ilgilendirdiğini vurguluyor.
Abdullah Öcalan'ın müdafiliğini yapan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şirnex Milletvekili Newroz Uysal Aslan, "umut hakkı"na dair tartışmaları değerlendirdi.
'UMUT HAKKI İNSANİ BİR İLKE'
Newroz Uysal Aslan, "umut hakkı"nın siyasi tartışmalardan öte "hukuki, ahlaki ve insanı bir ilke" olduğunu vurguladı. Konunun Abdullah Öcalan şahsında siyasi bir durum haline getirildiğine dikkati çeken Newroz Uysal Aslan, "Bu hafta içinde Bahçeli yine Meclis’te benzer bir söylemde bulundu. Ancak ‘umut hakkı’nın uygulanması söylemi hiçbir zamanda gerçek bir adıma dönüşmedi. Bu konuda onlarca kanun teklifi verdik" dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde yaşanan gelişmelere değinen Newroz Uysal Aslan, "Süreç kapsamında kurulan Meclis Komisyonu’nun raporu hala çıkmadı. ‘Umut hakkı’nı nasıl ele alınacağı belirsizliğini koruyor. Tüm bu süreci gözetlediğimizde ‘umut hakkı’ sürece yaklaşım boyutu ile belirleyici bir rol oynuyor. Sayın Öcalan sürecin başmüzakerecisi. Aradan 1 yılı aşkın bir süreç geçti. Asrın çağrısını yapan Sayın Öcalan’a hala bu hakkın tanınmamış olması birilerinin bu sürece aynı ciddiyet ve sorumluluk ile yaklaşmadığını bize gösteriyor. Türkiye’nin halen eski hukuksuzluk pozisyonunda durduğunu, çözüm konusunda kararını vermediğini gösteriyor" diye konuştu.
‘SORUMLU MAKAM ADALET BAKANLIĞI’
AİHM’in kararlarının uygulanıp uygulanmamasında temel sorumluluğun Adalet Bakanlığı'nda olduğunu vurgulayan Newroz Uysal Aslan, "Bunun kararını verecek, kanun teklifi hazırlayacak, takibini yapacak makam bakanlıktır. Ancak bu konuda hiçbir adım atmayıp bekleyen de yine bakanlığın kendisidir. ‘Umut hakkı’nın olmazsa olmaz bir şey olduğunu hem Kürt halkı hem DEM Parti uzun yıllardır söylüyor. Sayın Öcalan tutsak alındığı günden bu yana hiçbir zaman tutsaklığı gündemden çıkmadı. Sürecin başlamasından sonra özgür çalışır ve yaşar koşullarının sağlanması noktasında kampanyalar, mitingler ve yürüyüşler gerçekleştirildi. Hukuken bakıldığı zaman AİHM kararlarını uygulayacak olan bakanlıktır, siyaseten bu süreci yürüten iktidardır, iktidarın ortağı ise MHP’dir" şeklinde konuştu.
‘UMUT HAKKI PAZARLIK KONUSU YAPILAMAZ’
"Umut hakkı"nın siyaseten pazarlık konusu yapılamayacağını kaydeden Newroz Uysal Aslan, şunları kaydetti: "Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün Kürt halkının temel talebi olduğunu süreçten azade bir şekilde dile getiriyoruz. Bu konuda kanun değişikliği yapmayan, 12 yıl geçmesine rağmen kararı uygulamayan bakanlığın kendisidir. Aynı bakanlık Sayın Öcalan dışında kaç kişinin ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olduğunu dahi saklıyor. Umut hakkı siyasi süreçlere kurban edilecek, bekletilecek bir şey değil. Hukuksal olarak bu adımın atılması Sayın Öcalan şahsında binlerce tutsağı etkileyen bir tablo ortaya çıkaracak."
'ÖCALAN ÖZGÜR OLMALI'
Newroz Uysal Aslan, müvekkili Abdullah Öcalan'a yönelik 15 Şubat 1999 yılında gerçekleşen uluslararası komplonun yıl dönümüne kısa bir süre kaldığına işaret ederek, "Orada hedef alınan Sayın Öcalan şahsında özgür Kürtlüktü. Kürtlerin kendi kendilerini yönetme iradelerine dönük söylemleri ortadan kaldırmak istediler. Kürt örgütlülüğünü her açıdan ortadan kaldırmak istediler. Bu kadar yıldan sonra benzer bir konsensüs Suriye’de gerçekleşiyor. Yine uluslararası hukuk yok sayılarak yapılıyor. Aktörler ve yöntemler birbirine benzer. 15 Şubat’a karşı o dönem Kürtler ve dostları her yerde sokağa çıkmıştı ve komplo boşa çıkarılmıştı. Bugün de Kürt halkı ve dostlarının dünyanın dört bir yanında alana çıkarak gösterdiği direniş (Rojava protestoları) aynı şekilde bu komployu da boşa çıkardı. Ancak komplo sonlanmış değildir. 15 Şubat’ı boşa çıkaracak en büyük adımlardan biri Sayın Öcalan fiziki özgürlüğünün sağlanmasıdır" ifadelerini kullandı.
MA / Emrullah Acar - Zeynep Durgut