Zorla göçertilen aileler: Devlet hakikat ile yüzleşsin

Paylaş:
AMED - Zorla göçertilen aileler 90’lı yıllarda yaşadıklarını anlatarak, devletin hakikatler ile yüzleşmesi gerektiğini söyledi.
 
Amed Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu kapsamında Göç Araştırmaları Platformu tarafından “90’lardan günümüze: Kürdistan’da Göç, Hafıza ve Birlikte Yaşam Arayışları” konulu panel düzenlendi. Amed Göç-Der’de gerçekleştirilen panelin modetörlüğünü yapan Serdar Bayram, “GÖÇ-DER çok eski bir kuruluştur.  Kapatmalara maruz kaldı ancak tekrardan açtı.  Çalışmalarımız devam ediyor. Bugün burada 1990’lı yıllarda yaşanan köy yakmaları ve boşaltmaları sonucu yaşanan sorunlara değineceğiz” dedi.  
 
'CAMİDE 17 KİŞİ BOMBALANARAK ÖLDÜRÜLDÜ'
 
Köylerinden zorla göç ettirilen Hasan Erzi, “90’lı yıllarda köy boşaltmalarına maruz kaldım. 1992’de Sason’un köyü olan Tanzê de 120 ev vardı. Askerler tüm köylüleri meydanda topladı.  Burada köylülere eziyet edildi. Birkaç hafta geçti camii topların hedefi oldu ve imam ile birlikte 17 kişi yaşamını yitirdi. Bundan sonra buradan göç başladı.  Mersin, İstanbul ve daha birçok kente göçe maruz kaldık. Her göç bir romanın konusudur. Baskı, zulüm, direniş ne ararsa var. Göç ettiğimiz kentlerde Türkçe bilmediğimiz için çok zorlandık. Halkımız, toprağından, dilinden, kültüründen ve kimliğinden uzaklaştırma hedefi ile göç ettirildi. Ancak Kürtler buna karşı kimliğin, kültürüne ve diline sahip çıkarak cevap oldu. Sayın Öcalan, ‘Eğer sistem bana özgürsün Avrupa’ya göç et dese kabul etmem’ dedi. Bende buradan tüm halkımıza sesleniyorum nerede olursa olsunlar toprağına geri dönsün ve burada yaşamını idame etsin”  diye konuştu.
 
'3 GÜN GÜNEŞİN ALTINDA TUTULDUK'
 
Sason’un Görgeli (Kaçali) ilçesinde zorla göçertilen Hadi Çelik, “30 yıl önce köydeydik. Huzurumuz vardı. 1992’de bir binbaşı köye gelerek koruculuk dayatmasında bulundu. Bunu kabul etmedik. Silah almadık diye 12 ev traktör ile göç yoluna girdik. Sason girişinde önümüzü kesen askerler 3 gün boyunca bizi çocuk yaşlı demeden güneş altında tutulduk. Sonrasında geçtik. Tekirdağ’dan Bismil’e birçok yere dağıldık ancak onursuzluğu kabul etmedik ve o silahı almadık. Şu an köyümüze toprağımıza gidebiliyoruz. Bağımız, toprağımız var. Ölünceye kadar da toprağımızda olacağız” dedi.
 
'İŞKENCEYLE KATLEDİLDİLER'
 
Salih Yıldız “90’lı yıllarda onurlu her Kürt baskı, zulüm, işkence ve açlık ile karşı karşıya kalmıştır. Bismil ilçesine bağlı olan Of adlı köyümüz devrim mücadelesinde olan bir köydü. Gençlerimiz katılım  yaptı. Köyümüzde öğretmen ve eşi kontralar tarafından katledildi. Köye gelen askerler bizi okulun oraya dizip sırayla işkenceden geçirdiler. Haftalarca yataktan kalkamadık. Sonrasında köyü yaktılar. İşkenceden 10 gün sonra yaşamını yitirenler oldu. Askerler hep köydeydi. Yakılan evimizi terk etmedik. Bir ay boyunca yakılan evlerin dumanları arasında evlerimizde kaldık.  Köyümüzden Bismil’e göç ettik.  Köydeki asker işkencesi ilçede polis işkencesi ile devam etti. Sürekli ev baskınına maruz kaldık ve işkencelerden geçirildik.  Buradan mecburen Mersin’e göç ettik. 1999’de tekrardan köyümüze geri döndük. Şu an köyümüzde yaşıyoruz. Göç ettirme politikaları ellerinde patladı. Halkımız hep direndi ve direnmeye devam ediyor” diye konuştu
 
'DEVLET ACİL BİR ŞEKİLDE ADIM ATMALI'
 
Amed Göç-Der Başkanı Vecih Aydoğan, “Kürdistan tarihi, zorla kaybettirilme, köy yakmaları, işkenceler ile dolu. Kürt halkının onurlu duruşunu hazmedemeyen sistem göçertme politikalarına başvurdu. Sadece Kürtler değil Ermeniler de buna maruz kaldı. 1915’de Ermeniler, sonrasında Şeyh Said, devamında Seyid Rıza  ve arkadaşları yüzbinlerce insan katledildi" ifadelerini kullandı. Aydoğan milyonlarca Kürdün zorla göçertildiğini, göç esnasında katliamlarla yüz yüze kaldığını dile getirdi. 
 
Köy yakmalarında sorumluların yargılanmadığını hatırtalan Aydoğan, "Hukuki başvurularda ise hukuksuz kararlar alındı. On binlerce başvuru sonuçsuz kaldı.  Ne zararlar tanzim edildi, nede bunu yapanlar yargılandı. ‘Ev örgüt tarafından yakıldı’ dayatmasında bulunuldu. Biliyoruz ki bu evleri devlet yaktı. Bu bir gerçeklik. Yüzleşme olmalı. Köye dönüşlerin önü açılmalı. Göç eden köylülerin yerleri işgal edilmiş durumda.  Yasal düzenlemeler yapılmalı. Mexmûr da yaşayanlar içinde bir yasal düzenleme şart. Kürtler süreç bağlamında çokça adım attı. Adım atacak olan devlettir. Devlet acil bir şekilde adım atmalı. Bu köyleri siz yaktınız elbette hesap vereceksiniz. Devlet gerçekler ile yüzleşmeli” diyerek konuşmasını sonlandırdı. 
 
Panel soru-cevap bölümü ile son buldu.